Günaydınlar...
Aslında böyle herşeyi biriktirip parça parça anlatmak pek huyum değildir ama, verdiğim uzunca tatil arasından sonra bu şekilde olması normal sanırım. Umarım kısa zamanda bitirir, günlük postlarıma hızlı bir dönüş yaparım.
Sizinle paylaşmak istediğim anlardan biri de, ani bir kararla Adana'dan günü birlik gittiğimiz Gaziantep gezimiz... Gerçekten çok merak ettiğim şehirlerden biriydi, özellikle yemekleri :) Çünkü Gaziantep öyle bir şehir ki tarihi yapısının yanı sıra, yemek kültürüyle de bir adım önde... Açık konuşmak gerekirse biz biraz tarihi yerleri, çokça da restaurantlarını ziyaret ettik :) Tabi her gittiğim şehirde yaptığım gibi burada da alışveriş kaçınılmazdı. Ama tek bir farkla, giyim değilde hediye ve çeyiz alışverişi :)))
Gaziantep'e gittiniz ve sadece bir gününüz var... Bunu dolu dolu geçirmek istiyorsanız işte izlemeniz gereken rota :
Sabah Gaziantep'e vardınız ve henüz kahvaltı bile etmediniz... Sadece öğlen saat 12:00'ye kadar açık olan Katmerci Zekeriya Usta'ya gidip soğuk süt eşliğinde, bu lezzet harikasını yemelisiniz.
Kahvaltınızı ettiniz, sonra başladınız gezmeye... Bizim ilk durağımız yakın olduğundan Bakırcıların bolca olduğu Hanlar oldu. Çoğunun ismi aklımda değil ama heryer yürüme mesafesinde olduğundan isimleri çokta önemli değil. Nereyi gördüyseniz, girin gezin ;) Ve şunuda belirtmeliyim; Ben hayatımda böyle misafirperver bir şehir görmedim. Hangi dükkana girerseniz girin ya birşey yedirmeye yada içirmeye çalışıyorlar... Kime ne sorarsanız sorun anlatmak, yardımcı olmak için can atıyorlar. Ve kesinlikle beklentisiz...
Ayrıca Bakırcılar Sokağında her yerden gelen "taktaktak" sesleri eşliğinde, her dükkana girip incelemelisiniz. Gaziantep'te bu meslek babadan oğula geçermiş. Bu çocuk daha 12 yaşında ve görseniz öyle güzel desen çiziyordu ki. Ben önce kalem gibi birşeyle çizip, daha sonra işlem yaptıklarını düşünüyordum. Ama yanıldım... Biz daha düz çizgi çizemezken, o dümdüz bakır zemine tamamen el ve göz becerisiyle kusursuz ve 0 hatasız deseni döşüyor :)
Biz hemen Bakırcıları ve Hanları gezmeye başladığımızdan ilk işimiz alışveriş oldu. Ama siz bence bu işi en sona bırakın ;) Arabayla gittiğimizden dolayı paketleri bagaja attık, ama siz elinizde paketlerle gezmek istemezsiniz diye düşünüyorum.
Gezdiniz, dolaştınız... Sıra geldi Nohut Dürüm'e... Bize Mutfak Müzesi'ndeki görevli Adil Usta'yı tavsiye ettiğinden 10dk'mız orayı aramakla geçti. Gayet salaş, gösterişsiz bir mekan ama ağzına kadar dolu :) Düşünün yanındaki fırın sırf ona çalışıyormuş, pide yetiştirmek için... Peki ama lezzet? Mükemmel...
Şöyle acılısından nohut dürümünüzü yediniz, hafifte yorulmuşsunuz. O zaman istikamet Tarihi Tahmis Kahvesi. Hatta yanında onlara özel olan aromasıyla bir de nargile söylerseniz, değmeyin keyfinize...
Dinlendiniz mi? Şimdi sıra Kale ve diğer hanlarda... Kale içerisinde fotoğrafları başka makine ile çektiğimizden bende yok ama kapıda tek fotoğraf ile işi bitirelim :) İçerisini bir zahmet siz gidip gezin ;)
Sonra dedim herkesin bir kapı önünde pozu var, benim yok... İlk gördüğüm bir tarihi kapının önüne yapıştım :)
Merkezde gezilecek müzeleri, hanları ve kaleyi bitirdiniz. Duydunuz ki Gaziantep'in güzel mi güzel bir hayvanat bahçesi varmış. Durulur mu???
Saat akşamı vurdu, bu kadar yürümenin üzerine hem yoruldunuz hem de acıktınız. O zaman istikamet meşhur İmam Çağdaş... Ben hazırlanan sofrayı görür görmez saldırdığımdan, resim mesim hak getire :) Bir ayran, bir de yemek sonrası gelen kuru baklava ile fıstıklı sarmalar var. Ama eğer olurda giderseniz, o Ali Nazik'i benim yerime bir öpün, resmini çekin :D
Ama şunu belirtmeliyim ki Gaziantep'i gezmek için bir gün yetmez. Zeugma müzesine yetişemedik ve görmek için can atıyordum :(
Belki başka sefere....
- 12:16:00
- 22 Comments